İçeriğe geç

Ufak kedi tırmalaması kuduz yapar mı ?

Ufak Kedi Tırmalaması Kuduz Yapar mı? Kayseri’de Bir Anı

Hayatımda birkaç şey var ki, onların gerçekte ne kadar tehlikeli olduklarını ancak çok sonra fark ediyorum. Bazen bu tür küçük tehlikeler, insana bir ömür boyu unutamayacağı dersler veriyor. Bu yazıda, Kayseri’nin taş sokaklarında yaşadığım bir olaydan bahsedeceğim. Ufak bir kedi tırmalaması, sonra da kafamda beliren “kuduz yapar mı?” sorusu… Bu yazının amacı, sadece bir kedi ve tırmalama olayını anlatmak değil, aynı zamanda o an hissettiklerimi, belirsizlikleri, korkuları ve sonrasındaki rahatlamayı da paylaşmak. Çünkü bu, sadece bir tırmalama olayı değildi; bu bir korku, bir kaygı ve biraz da huzursuzluktan ibaretti.

Tırmalanan Eller ve Kafamdaki Sorular

O gün Kayseri’de güneş biraz daha geç doğmuştu. İçimde belirsizlikleri barındıran o sabahın saatlerinde, evimin önündeki sokakta birkaç kediyle karşılaştım. Birkaç gündür gördüğüm kedi grubu, aynı çatı altındaki başka evlerin kedileriydi. Birkaç defa onları beslemeye çalışmıştım ama bir türlü güven duygusu yakalayamamıştım. Bu kez farklıydı, çünkü onlardan biri, biraz daha ürkek ama bir o kadar da tatlıydı. O küçük kedi, bir anda benimle ilgilenmeye başladı. Yanıma geldi, bacaklarımın etrafında dolanmaya başladı. Ellerimi uzattım. O an, sabahın içinden gelen o kararsızlık, biraz da aceleci bir şekilde, tırmaladı beni.

Her şey o kadar hızlı oldu ki… Kendi ellerimi, kedinin tırnaklarının izlerini hissedince içimden bir korku dalgası geçti. O anda aklıma gelen ilk şey “kuduz olur muyum?” sorusuydu. Kafamda bir sürü düşünce patırtısı vardı. Ufak bir kedi tırmalaması, bu kadar kısa bir sürede bana kuduz bulaştırabilir miydi? Hızla düşündüm, sokakta yüzlerce kedinin dolaştığını, kimi zaman tüylerinin döküldüğünü, bazen parazitlerin onları etkilediğini fark ettim. Ama kuduz, bu kedinin sahip olduğu bir şey olabilir miydi? Ve eğer öyleyse, ne yapmalıyım?

O Anın Korkusu ve Kararsızlık

Bir anda, o sokak kedisinin bana tırmaladığı an, içimdeki kararsızlıkla birleşti. Kediyi tam anlamıştım, ama kendimi anlamadım. O küçük tırmalama, korkuya yol açtı ve kafamda “Yok, ya kuduzsa? Hani bir şansım yoksa?” düşüncesi yer etti. Kayseri’de yaşamaktan, köylerin sokak kedilerinden bazılarının, kuduz gibi tehlikeli hastalıkları taşıyor olmasından haberdardım. Ama öyle bir şey düşünmek, duygusal olarak beni bir adım geriye attı.

Bu sırada, sokaktan geçen birkaç kişi, kediyi ve benim panik halimi görüp güldüler. “Birkaç tırnak izinden ne olacak, üzülme” dediler ama içimdeki ses hiç de öyle düşünmüyordu. Ne kadar uğraşsam da, bir türlü sakinleşemedim. Kedinin tüylerinden, tırnaklarının bana batmasından sonra, “Ama ya kuduz?” sorusu hep bir adım önümde duruyordu.

Hastaneye Koşmak

Bu korkunun içinde bir şey daha vardı; beni kaygılandıran tek şey, kedinin kuduz olabileceği değil, o anın yarattığı belirsizlikti. Gerçekten korktuğum şey, doğruyu bilemeyecek olmam ve sağlığımı riske atıp atmadığımı bilmemekti. Saatler içinde hastaneye gitmeye karar verdim. Kayseri’deki hastaneye koştum, o korkuyu bastırmak, bir şeylerin yanlış gitmediğinden emin olmak istiyordum. Kafamda sürekli “Acaba tırmalama sonucu kuduz olma ihtimalim nedir?” sorusu vardı.

Hastaneye ulaştım, oradaki hemşireye kedinin bana tırmaladığını söyledim. İçimdeki korkuyu görünce, hemşire gülümseyerek şunları söyledi: “Bazen böyle korkular olur, ama kuduz bir kedinin salya yoluyla bulaşması daha yaygındır. Bu tırmalamalar çok nadiren tehlike oluşturur. Yine de tedbir almak önemli, herhangi bir ağrı, enfeksiyon belirtisi olursa, hemen bildirirsiniz.” Rahatladım mı? Evet. Ama o an her şeyin geçmediğini düşündüm. İçimdeki soru hala duruyordu: “Ya kedinin kuduz olduğunu fark edemediysem?”

Bir Sonraki Gün

Ertesi sabah uyandığımda, içimde o ilk korku kaybolmuştu. Gerçekten endişelenmem gerektiğini düşündüğüm kadar büyük bir tehlike yoktu. Ama o duygunun yerinde başka bir şey vardı; biraz daha temkinli, biraz daha dikkatli olmam gerektiğini hatırladım. Kedinin tüylerinin her zaman sokaklarda kirli olduğu, parazitlerin, hastalıkların onlarla beraber yaşadığı da bir gerçekti. Ama kesinlikle kuduz yapacak bir tırmalama değildi bu.

Ve o günden sonra, sokak kedilerine karşı olan bakış açım değişti. Onların da birer canlı olduğunu, hem insanların hem de hayvanların sağlığına dikkat etmenin ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Ayrıca insanın korkularının çoğu, bir zamanlar bilmediği şeylerden kaynaklanıyor. Ufak bir tırmalama, büyük bir korkuya neden olmuştu ama sonucunda öğrenilen şeyler, tüm kaygıların üstündeydi.

Kapanış: Bazen Korkularımızın Arkasında Duruşumuz Gizlidir

O günden sonra kedilerle olan ilişkimi, her zaman daha dikkatli kurdum. Belki de bazen sağlığımızla ilgili korkular, bizi daha dikkatli yapar, kendimizi koruma içgüdümüzü açığa çıkarır. Ufak bir kedi tırmalaması, kuduz gibi korkutucu bir soruyu gündeme getirmiş olabilir ama asıl fark ettiğim şey, korkularımın gerçeklerden çok daha büyük olduğu. Ne olursa olsun, korkularımızı anlamadan, yaşamak mümkün olmuyor.

O tırmalama beni bir yere getirdi: Her şeyin doğrusunu bilmesek de, anı doğru yaşamak ve duygularımızla barışmak önemli. Tıpkı o kedinin beni tırmaladığı an gibi, hayat bazen beklenmedik bir şekilde bizi sarsar ama sonrasında o tedirginlik, bir şekilde dağılır ve geriye, hayatımızın bir parçası olarak sadece öğrenilmiş dersler kalır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbetgir.netTürkçe Forum